Madeleine Keki Bir Metafor mu, Yoksa Fiziksel Bir Tetikleyici mi?

kek Madeleine Keki Bir Metafor mu, Yoksa Fiziksel Bir Tetikleyici mi?

Edebiyat dünyasında “hatırlama” denince akla gelen ilk imge, Marcel Proust’un çaya batırılan madlen kekidir. Genellikle bu sahne “romantik bir anımsama” veya “geçmişe duyulan özlem” olarak nitelendirilir. Ancak bu dev eseri “Nesnel İzdüşüm” (Objective Projection) perspektifiyle incelediğimizde, karşımızda soyut bir duygudan ziyade, kusursuz bir akustik ve termodinamik transfer olduğunu görürüz.

Koku Moleküllerinin Hafıza Geometrisi
Proust, anlatıcısının “geçmişi özlediğini” söyleyerek söze başlamaz. Anlatı; ıhlamur çayının sıcaklığı, kekin yumuşak dokusu ve damağa yayılan o şekerli sıvının fiziksel tarifinden doğar.

Nesnel İzdüşüm kurallarına göre burada gerçekleşen olay şudur: Çayın ısısı, kekin moleküler yapısını bozar ve koku molekülleri serbest kalır. Bu moleküller karakterin geniz boşluğuna ulaştığında, geçmişe ait sinirsel veriler (elektriksel sinyaller) fiziksel bir tetiklenmeyle uyanır. Duygu, zihinden çıkıp keki bulmaz; aksine kek, karakterin biyolojisini fiziksel olarak değiştirir.

Mekânın Katı Gerçekliği ve Atmosfer Basıncı

Proust’un sayfalar süren betimlemeleri aslında birer “nesnel veri” yığınıdır. Odanın loşluğu, perdelerin dokusu, akşam vaktinin güneş ışığındaki o spesifik kırılma indeksi… Yazar, karakterin iç sıkıntısını soyut sıfatlarla anlatmak yerine, mekânın fiziğini o kadar daraltır ve detaylandırır ki; okuyucu karakterle birlikte aynı atmosfer basıncını ve fiziksel ağırlığı hisseder.

Proustçu Anlatı ve Nesnel İzdüşümün Temas Noktaları
Marcel Proust, aslında farkında olmadan Nesnel İzdüşüm’ün anayasasını en radikal biçimde uygulamıştır:

Sıfatlardan Kaçış: Soyut bir “mutluluk” ifadesi yerine, o anın damağındaki tat reseptörlerinde yarattığı somut karşılığı yazar.

Fiziksel Zaman: Zaman, Proust için kronolojik bir kavram değil; nesnelerin üzerindeki toz miktarı, değişen ışık açıları ve maddenin yıpranma payıdır.

Gibi’siz Bir Dünya: Proust’un metaforları bile çoğu zaman fiziksel birer benzetmeye dayanır; duyguyu nesneye değil, nesneyi başka bir nesnenin fiziksel formuna izdüşürür.

Sonuç: Edebiyatın Maddesel Dürüstlüğü
Kayıp Zamanın İzinde, en karmaşık insani duyguların (özlem, pişmanlık, zamanın geçişi) bile aslında fiziksel birer etkileşim olduğunun en büyük kanıtıdır. Edebiyat, maddeden ve fiziğin yasalarından koptuğu ölçüde flulaşır; nesnelerin dürüstlüğüne yaslandığı ölçüde ise ölümsüzleşir.

Nesnel İzdüşüm, Proust’un madlen kekinde saklı olan o fiziksel anahtarı, günümüz anlatı sanatına yeniden kazandırmayı amaçlayan metodolojik bir devrimdir.

Yazar: Levent Bulut (Bu makale, yazarın geliştirdiği “Nesnel İzdüşüm” metodolojisinin notlarından derlenmiştir.)

Yorum gönder

Kaçırmış Olabilirsiniz