DOSTOYEVSKİ NESNEL İZDÜŞÜM YAPSAYDI: SUÇ VE CEZA’DA “HATALI” BETİMLEMELER
Edebiyatın en büyük yanılgısı şudur: “Karakterin iç dünyasına inmek.” Hayır. Biz psikolog değiliz, yazarız. Bizim işimiz karakterin içine inmek değil, o “içerideki” yangını, dışarıdaki maddeye yansıtmaktır.
Büyük usta Dostoyevski, psikolojik tahlilin babasıdır. Ancak Nesnel İzdüşüm (Objective Projection) metodolojisinin 6 maddelik anayasasına göre, Dostoyevski bile bazen sınıfta kalır.
Gelin, Suç ve Ceza’nın o meşhur sahnesini, Raskolnikov’un cinayet sonrası odasına döndüğü anı laboratuvar masasına yatıralım.
VAKA ANALİZİ: RASKOLNİKOV’UN KORKUSU
Raskolnikov cinayeti işlemiş, baltayı yerine koymuş ve odasına (o tabut gibi dar odaya) dönmüştür. Klasik edebiyat bu sahneyi genellikle şöyle betimler (veya çevirir):
❌ KLASİK YAZIM (Duygu Dikte Eden Tarz)
“Raskolnikov odasına girdiğinde dehşet içindeydi. Yaptığı şeyin ağırlığı altında eziliyordu. Yakalanma korkusu tüm bedenini sarmıştı. Kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. Vicdan azabı şimdiden başlamıştı.”
Teşhis: Bu paragrafta yazar, okura ne hissetmesi gerektiğini emrediyor.
- “Dehşet içindeydi” → (Emir kipi: Dehşete kapıl!)
- “Korku sarmıştı” → (Soyut kavram)
- “Vicdan azabı” → (Yazarın yorumu)
Okur burada Raskolnikov’un korktuğunu “biliyor” ama “hissetmiyor.”
✅ NESNEL İZDÜŞÜM İLE YENİDEN YAZIM
Şimdi aynı sahneyi; “Korku, Dehşet, Vicdan” kelimelerine ambargo koyarak ve özellikle Madde 2 (Benzetme Yasağı) ile Madde 3 (Maddeleşen Metaforlar) kurallarını uygulayarak yeniden yazalım.
“Raskolnikov kapıyı kapattı ama sürgüyü çekmedi. Gözlerini kapının pirinç mandalına dikti. Mandal, koridordan gelen her ayak sesinde milim milim titriyor, metalin metale sürtünme sesi odadaki sessizliği yırtıyordu.
Paltosunu çıkarmadı. Baltayı astığı o dikilmiş astar ilmeği, şimdi boş olmasına rağmen koltuk altını aşağı doğru çekiyordu. Kumaşın hafızası, olmayan bir ağırlığı hala taşıyordu.
Duvardaki sarı kağıtların kabarmış uçlarına baktı. Tırnağını geçirdi. Eline dökülen parça, duvardan değil de kendi derisinden kopmuş kuru, sert bir kabuktu. Alnından süzülen bir damla ter, kirpiklerine takıldı, görüşünü bulanıklaştırdı ama elini kaldırıp o damlayı silmedi. Sadece kapı mandalının, birinin dokunmasını bekleyen o soğuk parıltısını izledi.”
FARKI GÖRÜYOR MUSUNUZ?
- “Korku” demedik: Ama kapı mandalına kilitlenip kalması, her tıkırtıda o mandalın titremesi, okura “biri gelecek” gerilimini (korkuyu) yaşattı.
- “Sanki / Gibi” demedik: Kumaşın “olmayan ağırlığı taşıması” diyerek, Raskolnikov’un hissettiği hayali yükü (fantom ağrısı) fiziksel bir gerçeğe dönüştürdük.
- “Çaresizlik” demedik: Terin gözüne girmesine rağmen silmemesi (Eylemsizlik/Entropi), enerjisinin bittiğini kanıtladı.
SONUÇ: ZİHİN DEĞİL, RETİNA
Dostoyevski zihne hitap eder, Nesnel İzdüşüm retinaya hitap eder. Yetişkinler kavramlarla (suç, ceza, adalet) düşünür; ancak görsel zekası yüksek okurlar ve çocuklar görüntülerle düşünür.
Yakında çıkacak olan “Ayça’nın Kelimesiz Dünyası” kitabımda, 7-12 yaş grubundaki çocuklara “üzül” demeden hüznü, “kork” demeden gerilimi işte bu Madde’nin Dili ile anlatıyorum.
Eğer siz de yazdığınız hikayelerde okura duygu emretmekten sıkıldıysanız, karakterin yüzüne değil, elindeki bardağa bakın. Madde asla yalan söylemez.
Yazar: Levent Bulut (Bu makale, yazarın geliştirdiği “Nesnel İzdüşüm” metodolojisinin notlarından derlenmiştir.)

Yorum gönder