Yapay Zekâ Hikâyeyi Yazdığında Yazar Kimdir? Bulut Doktrini
Cümleleri makine kuruyor, hikâyeyi insan tasarlıyorsa yazar kim? Yazarlığın yedi katmanı, telif kararı ve ölçülebilir bir sınama. Bulut Doktrini incelemesi.
Özet
"Yapay zekâ bir roman yazarsa yazarı kimdir?" sorusu, sorulduğu biçimiyle cevaplanamaz — çünkü tek bir yazarlık eylemi varsaymaktadır. Oysa bir hikâye tek bir eylemle değil, üst üste binmiş katmanlarla üretilir: fikir, karakter, olay örgüsü, sahne, cümle, seçim, düzeltme. Bu yazı soruyu değiştirmeyi önerir: hikâyeyi kim yazdı değil, hangi katmanı kim tasarladı. Bu çerçeveyle bakıldığında yapay zekâ çoğu durumda cümle katmanında çalışır; tasarım katmanları büyük ölçüde insanda kalır. Ancak bu, "insan tasarlar, makine yazar" biçiminde rahat bir iş bölümü anlamına da gelmez: bir insanın tasarladığı katmanın makineye aktarılabilir olup olmadığı ayrı ve ölçülebilir bir sorudur — ve elimizdeki tek ölçüm, aktarımın sanıldığı kadar kolay olmadığını gösteriyor.
Bu soru artık kuramsal değil. Bir insan bir dil modeline "bana bir roman yaz" diyor, çıkan metni düzenliyor, yayımlıyor. Yayınevi, okur ve hukuk aynı soruyla karşılaşıyor: bu kimin eseri?
Alışılmış iki cevap da işe yaramıyor. "Yazar insandır, makine kalemdir" cevabı, kalemin cümle kurmadığını göz ardı eder. "Yazar makinedir" cevabı ise metnin var olma sebebini — birinin onu istemiş, yönlendirmiş ve seçmiş olmasını — yok sayar. İki cevap da aynı hatayı yapıyor: yazarlığı bölünmez tek bir eylem sanıyorlar.
Hukuk uç durumu çözdü, asıl soruyu açık bıraktı
18 Mart 2025'te Amerika Birleşik Devletleri Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesi, Thaler v. Perlmutter davasında (No. 23-5233) telif kanununun eser sahibinin insan olmasını gerektirdiğine hükmetti. Davada bir yapay zekâ sistemi tek yazar olarak gösterilmiş, tescil talebi bu gerekçeyle reddedilmişti.
Karar önemlidir ama dikkatle okunmalıdır, çünkü çözdüğü şey uç durumdur: yalnız makinenin ürettiği ve insanın hiç yazar gösterilmediği eser. Mahkeme, yapay zekâ bir araç olarak kullanıldığında insan katkısının ne kadarının eser sahipliği için yeterli olduğunu karara bağlamamış, bu soruyu açıkta bırakmıştır. Yani hukuk, kolay soruyu cevapladı; zor soru — ne kadar insan, yeterli insandır? — hâlâ ortada duruyor.
Bu ayrım, hesaplamalı anlatıbilim açısından da belirleyicidir. "Ne kadar" sorusuna cevap verebilmek için önce şunu bilmek gerekir: bir hikâyenin kaç ayrı katmanı vardır ve bunlar birbirinden ayrılabilir mi?
Yazarlık tek bir eylem değil: yedi katman
Bir hikâyenin üretimi, ayrı ayrı sahiplenilebilen işlerden oluşur. Aşağıdaki ayrım bir sınıflandırma önerisidir, yerleşik bir standart değil:
| Katman | Yapılan iş | Bugün tipik olarak kimde |
|---|---|---|
| 1. Niyet | Bu hikâyenin neden var olduğuna karar vermek | İnsan |
| 2. Karakter | Kimin, neyi, neden istediğini kurmak | İnsan / paylaşımlı |
| 3. Olay örgüsü | Nedensel sırayı ve dönüm noktalarını seçmek | Paylaşımlı |
| 4. Sahne tasarımı | Bir anın fiziksel kuruluşunu belirlemek | Paylaşımlı |
| 5. Cümle | Sözcükleri sıraya koymak | Makine |
| 6. Seçim | Üretilen onlarca sürümden birini seçmek | İnsan |
| 7. Sorumluluk | Metnin arkasında durmak, adını vermek | İnsan |
Bu tablo okununca "yapay zekâ bir roman yazdı" cümlesinin neden yanıltıcı olduğu görülür: yedi katmandan biri makinede, altısı insandadır. Ama ters yönde de bir uyarı gerekir. Beşinci katman diğerlerinden daha az önemli değildir; edebiyatın büyük bölümünde eser denen şey tam olarak o katmanda oluşur. Bir romanı roman yapan şey olay örgüsünün özeti değil, cümlelerin kendisidir.
Prompt'u yazan insan ile cümleyi yazan makine
Buradaki asıl gerilim şudur: dördüncü katmandan beşinci katmana geçişte ne kadar bilgi aktarılıyor?
Bir insan "korkmuş bir kadının mutfakta beklediği bir sahne yaz" dediğinde, tasarım katmanında verdiği şey çok azdır; kalan her karar makineye bırakılmıştır. Aynı insan sahnenin ışık düzeyini, ses dokusunu, nesnenin ölçüsünü, zamanın ilerleyişini ve duygunun hangi fiziksel ayrıntıya kodlanacağını belirlediğinde, tasarım katmanı doludur ve makineye kalan iş gerçekten yalnız cümle kurmaktır.
İşte bu ikinci durum, Nesnel İzdüşüm çerçevesinin üzerinde durduğu durumdur. Çerçeve, duygunun adlandırılmasını yasaklar ve sahneyi ölçülebilir fiziksel değişkenler (ışık sönümlenmesi, ısı gradyanı, akustik empedans, kinetik momentum, atmosferik basınç, mekânsal geometri) cinsinden belirler. Bu, bir yazma tekniği olduğu kadar bir yazarlık sınırı tanımıdır: insan matrisi kurar, makine matrisi cümleye çevirir.
Levent Bulut'un çalışmasında bu ayrımın iki kavramsal uzantısı vardır. Okur Süreç Katmanı (RPL), okurun metinden durumu yeniden inşa ederken yaptığı işi; Okur Durumu Etkileşimi (RSI) ise aynı metnin farklı okurda farklı çıktı üretmesini tarif eder. Yani üretim zincirinin sonunda bir katman daha vardır ve o katman ne insanda ne makinededir: okurdadır.
Kuram bu soruyu zaten sormuştu
Yazarlığın bölünebilirliği yeni bir fikir değildir. Roland Barthes 1967'de metnin anlamının yazarın niyetine bağlanamayacağını savunmuş, Michel Foucault 1969'da "yazar"ın bir kişi değil, söylemin bir işlevi olduğunu öne sürmüştü. Bu iki metin, yapay zekâdan onlarca yıl önce, tek ve bütün bir yazar figürünün kuramsal bir kurgu olduğunu tartışmaya açmıştı.
Yeni olan, tartışmanın kuramdan uygulamaya inmesidir. van Heerden ve Bas (2021), makine öğrenmesi ile edebiyat kuramının birbirinden kopuk ilerlediğini ve metin üretiminde edebîlik denen şeyin yeterince çalışılmadığını savunur; iki alanın uzmanlarının aynı masaya oturmasını önerirler. Gervais (2020) ise aynı soruyu hukuk tarafından sorar: telif sisteminin merkezindeki "yazar" kavramı makine üretimi karşısında ne hâle gelir?
Bu üç hattı birleştirdiğimizde ortaya çıkan tablo şudur: kuram yazarı zaten bölmüştü, hukuk yalnız uç durumu bağladı, teknoloji ise bölünmeyi gündelik bir üretim pratiği hâline getirdi.
Ölçülebilir bir sınama: tasarlanan katman aktarılabiliyor mu?
"İnsan tasarlar, makine yazar" cümlesi kulağa temiz geliyor. Ama bir varsayım taşıyor: insanın tasarladığı kuralın makineye aktarılabileceği varsayımı. Bu varsayım sınanabilir ve sınanmıştır.
Yayımlanmış bir güvenilirlik çalışmasında (Bulut, 2026), altı zanaat kuralının makineler tarafından ne ölçüde tanınabildiği ölçülmüştür. Sonuç ikiye ayrılır. Yüzey örüntüsüne indirgenebilen iki kural — duygu adlandırma yasağı ve benzetme yasağı — yüksek uyumla saptanmaktadır. Buna karşılık çerçevenin kuramsal çekirdeğine en yakın kural olan maddeleşen metafor, 100 sahnelik bağımsız bir kümede beş ayrı etiketleyicide şu sayıları vermiştir:
- İnsan etiketleyici: 9 sahnede var
- Makine etiketleyiciler: 0, 1, 40, 72, 78
Beş etiketleyicinin dördünde uyum katsayısı şans düzeyinden ayırt edilememiştir.
(Yorum — veriden ayrı olarak işaretlenmiştir.) Bu sonucun bu yazı açısından anlamı şudur: bir insanın tasarladığı katmanın makineye aktarılması, prompt yazmakla çözülen bir iş değildir. Kuralın kendisi açık biçimde işlevselleştirilmemişse, makine onu uygulayamaz — ve daha kötüsü, uyguladığını sanır. Bu da yazarlık tartışmasına somut bir ölçüt katar: bir katmanın gerçekten insan tarafından tasarlanmış sayılabilmesi için, o tasarımın bağımsız olarak denetlenebilir olması gerekir. Denetlenemiyorsa, orada tasarım değil temenni vardır.
Bu bulgunun iki ayrı okuması mümkündür ve elimizdeki veri ikisini ayırt edemez: kural doğası gereği çıkarımsal olabilir ya da tanım yeterince işlevselleştirilmemiş olabilir. Ayırt edebilmek için ikinci bir bağımsız insan etiketleyiciye ihtiyaç vardır; bu ölçüm henüz yapılmamıştır.
Soruyu yeniden yazmak
Önerilen çerçeve kısaca şudur:
"Hikâyeyi kim yazdı?" sorusunun yerine "hangi katmanı kim tasarladı, ve o tasarım denetlenebilir mi?" sorusunu koymak.
Bu, yazarlık tartışmasını bir kimlik sorusundan bir izlenebilirlik sorusuna çevirir. Kimlik sorusu cevaplanamaz, çünkü yedi katmanın sahibi farklı olabilir. İzlenebilirlik sorusu ise cevaplanabilir: hangi kararın nerede alındığı kayıt altına alınabilir, ve alınmışsa gösterilebilir.
Levent Bulut'un yaklaşımı burada bir öngörü ya da bir hüküm sunmaz. Yakınsama iddiası istatistikseldir, deterministik değildir; bu yazıdaki katman modeli de sınanmış bir model değil, tartışmayı ölçülebilir hâle getirmek için önerilmiş bir ayrımdır. Çerçeveye yöneltilen itirazlar ayrıca derlenmiştir: Bulut Doctrine — Critiques.
Bu dizinin diğer yazıları
Bu yazı, yapay zekâ çağında anlatının değişimini farklı açılardan ele alan bir dizinin ilk halkasıdır. Dizinin planlanan diğer başlıkları şunlardır: yapay zekânın neden hep benzer türde hikâyeler ürettiği; okurların yapay zekâ ve insan hikâyelerini ayırt edip edemediği; okurun kendisi hikâye üreticisine dönüştüğünde ne olduğu; ve bir yazarın üslubunun taklit edilmesinde tam olarak neyin kopyalandığı. Yayımlandıkça bu sayfadan bağlantılanacaklardır.
Sitedeki ilgili yazılar: sonunu bildiğimiz hikâyeleri neden tekrar izlediğimiz, bazı hikâyelerin neden yıllarca akılda kaldığı ve aynı hikâyenin defalarca yeniden anlatılması. Kavramsal tanımlar için Anlatı Entropisi, Anlatı Yerçekimi ve Evrensel Biyolojik Arayüz sayfalarına, tüm kayıtlı çalışmalar için corpus sayfasına bakılabilir.
Sınırlılıklar
- Katman modeli sınanmamıştır. Yedi katmanlı ayrım, tartışmayı düzenlemek için önerilmiş bir sınıflandırmadır; görgül olarak doğrulanmış ya da başka araştırmacılarca kullanılmış bir çerçeve değildir.
- Hukuki değerlendirme değildir. Thaler v. Perlmutter kararına yapılan gönderme bilgilendirme amaçlıdır. Karar ABD hukuku kapsamındadır; Türkiye dâhil başka hukuk düzenlerinde durum farklı olabilir. Yazar hukukçu değildir.
- Güvenilirlik bulgusu tek bir çerçeveye aittir. Aktarılan sayılar, tek bir kural kümesi ve tek bir amaca yönelik yazılmış derlem üzerinde ölçülmüştür; anlatı metnine genel olarak genellenemez.
- Tek insan etiketleyici. Aktarılan çalışmalarda ikinci bağımsız insan etiketleyici yoktur; bu nedenle düşük uyumun iki olası nedeni ayrıştırılamamıştır.
- Biyometri yok. Bu yazıda geçen hiçbir okur tepkisi ölçülmemiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
ChatGPT'ye roman yazdırırsam eserin sahibi ben miyim?
Bu bir hukuk sorusudur ve bulunduğunuz ülkenin mevzuatına bağlıdır; burada hukuki görüş verilmemektedir. Bilinen şudur: ABD'de 2025'te verilen bir temyiz kararı, yapay zekânın tek yazar gösterildiği bir eserin tescil edilemeyeceğini teyit etmiş, ancak insan katkısının ne kadarının yeterli olduğunu karara bağlamamıştır. Yani uç durum netleşmiş, ara durumlar açık kalmıştır. Pratik sonuç: hangi kararı sizin verdiğinizi gösterebilmek, gösteremiyor olmaktan daha güçlü bir konumdur.
Yapay zekâ gerçekten "yazıyor" mu, yoksa yalnızca tamamlıyor mu?
Bu yazıdaki çerçeveye göre soru yanlış kurulmuştur. Model, cümle katmanında çalışır ve orada gerçekten üretim yapar; ancak niyet, karakter, olay örgüsü ve sorumluluk katmanlarında bir konumu yoktur. "Yazıyor mu" sorusu bu katmanları tek bir yığına indirdiği için cevaplanamaz hâle gelir.
İyi bir prompt yazmak, hikâyeyi tasarlamak sayılır mı?
Kısmen. Belirleyici olan uzunluk değil, verilen kararın denetlenebilir olup olmadığıdır. "Hüzünlü bir sahne yaz" bir karar değil, bir temennidir. Sahnenin fiziksel kuruluşunu belirleyen bir talimat ise denetlenebilir bir tasarımdır — çıkan metnin ona uyup uymadığı dışarıdan kontrol edilebilir. Ancak bu yazıda aktarılan ölçüm, böyle bir kuralın makineye aktarılmasının sanıldığı kadar güvenilir olmadığını da göstermektedir.
Kaynakça
- Barthes, R. (1967). The Death of the Author. (Özgün deneme; Türkçede "Yazarın Ölümü" olarak bilinir.)
- Foucault, M. (1969). What Is an Author? P. Rabinow (Yay. haz.), The Foucault Reader içinde (çev. J. V. Harari, ss. 101–120). Pantheon Books, 1984.
- Gervais, D. J. (2020). The Machine as Author. Iowa Law Review, 105, 2053–2106.
- van Heerden, I., & Bas, A. (2021). Viewpoint: AI as Author — Bridging the Gap Between Machine Learning and Literary Theory. Journal of Artificial Intelligence Research, 71, 175–189.
- Thaler v. Perlmutter, No. 23-5233 (D.C. Cir., 18 Mart 2025).
- Bulut, L. (2026). The Bulut Doctrine: Architectural Framework. Zenodo. 10.5281/zenodo.18689179
- Bulut, L. (2026). Narrative Entropy (Sn) — Canonical Definition and Version History. Zenodo. 10.5281/zenodo.20459351
- Bulut, L. (2026). Reader-State Interaction (RSI). Zenodo. 10.5281/zenodo.19458240
- Bulut, L. (2026). Reader Process Layer (RPL). Zenodo. 10.5281/zenodo.19457563
- Bulut, L. (2026). Summarization Bias: Conceptual Framework and Registered Test Protocol (v1.1). Zenodo. 10.5281/zenodo.22817289
- Bulut, L. (2026). Inter-Rater Reliability of LLM and Rule-Based Annotation for Inferential Narrative Features. Zenodo. 10.5281/zenodo.21740239 · arXiv:2609.13936
- Bulut, L. (2026). Objective Projection Dataset [Veri kümesi]. Hugging Face Datasets. 10.57967/hf/8960
- Tüm kayıtlı çalışmalar: Levent Bulut — Corpus
Atıf
@misc{bulut2026yazarkim,
author = {Bulut, Levent},
title = {Yapay Zeka Hikayeyi Yazdiginda Yazar Kimdir?},
year = {2026},
howpublished = {leventbulut.com},
url = {https://leventbulut.com/yapay-zeka-hikayeyi-yazdiginda-yazar-kimdir/},
note = {Objective Projection / Bulut Doctrine. ORCID: 0009-0007-7500-2261}
}